15 milyon yıllık mağarada dinamit titreşimleriyle çökme riskine karşı ‘bütüncül koruma’ önerisi

Haber Giriş Tarihi: 26.05.2026 10:47
Haber Güncellenme Tarihi: 26.05.2026 10:47

Selçuk BAŞAR-Efnan KÖSE/GÜMÜŞHANE, (DHA)- DOĞAL ve Tarihi Değerleri Koruma Derneği Başkanı Prof. Dr. Coşkun Erüz, Gümüşhane’de yer alan, 15 milyon yıllık olduğu belirtilen dünyanın sayılı damla taş mağaralarından Karaca Mağarası’nın, çevresindeki taş ocakları nedeniyle risk altında olabileceğine dikkat çekti. Prof. Dr. Erüz, “Taş ocaklarından ötürü, mağaranın kayalarında dökülmeler başlamış. Bunun sebebi, çok şiddetli patlatmalar olmasa dahi, dinamit patlatmaları gibi hatta küçük titreşimler bile 5 kilometre çevresinde oluşacak bir zemin titreşimi mağara içerisinde, ayrışma ve çökmelere neden olabilir. Bölgeye taş ocağı da gerekli olabilir ama mağara gibi bir değerin ikincisi yok; orada bütüncül bir koruma yapılmalıdır, aksi şekilde mağarayı kaybedebiliriz” dedi.

Doğu Karadeniz'in önemli turizm destinasyonlarından, Torul ilçesinde 15 milyon yıllık geçmişe sahip olan Karaca Mağarası, 100 metre uzunluğunda ve bin 500 metrekare alana sahip. Elipse benzeyen 4 ayrı bölümün birleşmesiyle oluşan mağara, yer yer 18 metreyi bulan tavan yüksekliğiyle dikkat çekiyor. İçerisinde farklı renk ve şekillerde sarkıt, dikit ve sütunlar yer alan mağara, desenli duvarları ve içeriye doğru huni şeklinde genişleyen yapısıyla ziyaretçilerine görsel şölen sunuyor.

Dünyanın sayılı damla taş mağaralarından olan Karaca Mağarası, ulaşım yolunda tespit edilen kaya düşme riski ve gevşek şev düzenleme çalışmaları nedeniyle geçici olarak ziyarete kapatıldı. Riskli kayalardan arındırılıp, çelik bariyer sistemleriyle güvenli ulaşım hedeflenen mağara güzergahında çalışmalar sürerken, uzmanlar çevresinde son yıllarda açılan taş ocaklarının ve olası patlatmaların, mağara içerisindeki sarkıt ve dikitlerde dökülmelere yol açabileceğine dikkat çekiyor.

‘KRİTİK BİR MAĞARA’

Doğal ve Tarihi Değerleri Koruma Derneği Başkanı Prof. Dr. Coşkun Erüz, titreşim ve dış etkilere karşı hassas olduğunu vurguladığı mağaranın bölgedeki önemine değinerek, “Karaca Mağarası, Doğu Karadeniz’de doğal sit olarak koruma altına alınmış ve turizme kazandırılacak en fazla turisti çeken cazibe alanlarından bir tanesi. Bölgenin, kültür ve doğa turizmini Limni Gölü, Zigana Dağı ve Zigana Geçidi ile birlikte etkileyerek en fazla ziyaretçisini çeken alanların başında ve her yıl ziyaretçi sayısı da artıyor. Mağara 15 milyon yıl yaşında kritik bir mağara. İçerisinde bulunan sarkıtlarıyla, pek çok mağara oluşuyla herhangi bir insan müdahalesine karşı risk altındadır. Çevresinde yapılabilecek herhangi bir yol ya da madencilik gibi bir olaydaki titreşim durumunda mağaranın içerisindeki dikitler, sarkıtlar ve hasara duyarlı diğer malzemelerin dökülme riski var. Ayrıca mağaranın bulunduğu bölgede, ‘karaca kaya’ dediğimiz coğrafyada aslında ‘kireç taşı’ denilen kayalık bloktur. Bu bloklar doğası gereğince iklimsel şartlara bağlı olarak olası bir patlatma gibi titreşim yaratabilecek etkilerle dökülme riski olan alanlardır” ifadelerini kullandı.

‘BÜTÜNCÜL BİR KORUMA YAPILMALIDIR’

Mağaranın yanı sıra çevresindeki kayalık alanlar ve orman dokusunun bütüncül koruma altına alınması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Erüz, “Karaca Mağarası’nın çevresindeki o kayalığı mağarayla birlikte korumak gerekiyor. Mağara çevresinde son yıllarda taş ocakları açılmaya başlandı. Kireç taşı dolayısıyla da artan bir talep var. Bölgeye taş ocağı da gerekli olabilir ama mağara gibi bir değerin ikincisi yok. Geri getirilmesi mümkün olmayan bir değer. Mağarayı koruyabilmek, çevresindeki kayalıkları korumakla mümkündür. Üstündeki ormanı da korumak gerekiyor. Çevredeki akarsuların tamamı bölgedeki ormanlar sayesinde yer altına iniyor. Ormanları korumazsak, mağara içerisindeki su sistemini ve çevredeki su kaynaklarını koruyamayız. Eğer o kayalığı koruyamazsak mağarayı da koruyamayız. Orada bütüncül bir koruma yapılmalıdır, aksi şekilde mağarayı da kaybedebiliriz. Taş ocaklarından ötürü, Karaca Mağarası’nın kayalarında dökülmeler başlamış. Bunun sebebi, çok şiddetli patlatmalar olmasa dahi, dinamit patlatmaları gibi hatta küçük titreşimler bile 5 kilometre çevresinde oluşacak bir zemin titreşimi mağara içerisinde, ayrışma ve çökmelere neden olabilir. Karaca Mağarası’nı korumak, en az 5 kilometre çevresindeki alanları korumakla mümkündür” diye konuştu.

‘KAYALARDA AYRIŞMA VE DÜŞMELER OLUŞMUŞ’

Taş ocaklarındaki patlatmalar sonucu oluşan titreşimlerin mağara ve çevresindeki kayalıklarda ayrışma ve düşmelerin oluşturduğunu kaydeden Prof. Dr. Erüz, “O coğrafyayı korumak için Karaca Mağarası merkezde olmak üzere Cebeli köy ve çevresinin de koruma altına alınması gerekiyor. Mağara çevresinde 13 farklı mağara mevcut. Bir tanesinin içerisinde kale bir tanesini içinde kilise var. Bir kısmı da Karaca Mağarası’na benzer özellikler taşıyor. Belirlenen bir sorun şu anda yok ama patlatma gibi durumlarla kayalarda ayrışmalar olduğu, köylüler tarafından da karaca kayanın gövdesinde yer yer düşmelerin olduğu biliniyor. Orada çalışanlarda bunu zaman zaman dile getiriyor. Mağara ve karaca kaya incelendiğinde ciddi bir durum var ise tedbir alınacaktır. Ancak önemli olan sorunun ortaya çıkmaması için tedbir almaktır. Mutlaka bir çözüm üretilir ama önemli olan o doğal değer yerinden kopmadan, ayrışmadan korumak. Çevredeki taş ocaklarının daha fazla dikkate alınması ve yeni taş ocaklarının açılmasının mutlaka önlenmesi gerekiyor” dedi. (DHA)