Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sosyal Medya

Canlı Magazin - Sosyal Medya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Medya haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Datça’da Bir Durağın Hikâyesi: Prunus Cafe Haber

Datça’da Bir Durağın Hikâyesi: Prunus Cafe

Datça’nın kendine özgü dokusu içinde yer alan Prunus Cafe, yalnızca bir yeme-içme mekânı olarak değil, zamanla misafirleriyle kurduğu bağ sayesinde bir buluşma noktası olarak öne çıkıyor. Eski Datça’nın sakin ama karakterli atmosferine uyum sağlayan bu butik işletme, plansız başlayan yolculuğunu bugün bilinçli bir duruşla sürdürüyor. Prunus Cafe’nin hikâyesi büyük hedeflerle değil, doğru yerde doğru zamanda olmanın getirdiği sezgisel bir kararla şekilleniyor. Emeklilik hayaliyle başlayan süreç, mekânın bulunduğu lokasyonun yarattığı hisle yön değiştiriyor. Sahipleri için bu yolculuk bir iş fikrinden çok, kendiliğinden oluşan bir karşılaşma olarak tanımlanıyor. “Biz bir kafe açmak için yola çıkmadık, yol bizi Prunus Cafe’ye getirdi” düşüncesi, işletmenin temel ruhunu özetliyor. Mekânın kısa sürede benimsenmesinde Datça’nın güçlü karakteri belirleyici oluyor. Dekordan müzik seçimine, sunulan ürünlerden servis anlayışına kadar her detay bu karakterle uyumlu bir çizgide ilerliyor. Kalite ve estetikten taviz vermeden oluşturulan bu çizgi, Prunus Cafe’yi zaman içinde Eski Datça’nın sembol noktalarından biri hâline getiriyor. Menü ise işletmenin en fazla emek verdiği alanlardan biri olarak dikkat çekiyor. Her ürün, uzun deneme süreçleri sonucunda menüye giriyor. Özellikle şeker dengesi ve malzeme kalitesi konusunda titiz bir çalışma yürütülüyor. Ürün çeşitliliği bilinçli olarak sınırlı tutuluyor; odak, az ama güçlü lezzetler üzerinde yoğunlaşıyor. Bu yaklaşımın karşılığı ise doğrudan misafir memnuniyeti olarak geri dönüyor. Datça bademiyle hazırlanan bademli kurabiye, bademli muhallebi, Karpatka tatlısı ve badem kahveli ice latte; Prunus Cafe ile özdeşleşen lezzetler arasında yer alıyor. Bu ürünler, yalnızca tatlarıyla değil, mekânla kurulan duygusal bağın da bir parçası olarak hatırlanıyor. İşletme, menüsünü sürekli büyütmek yerine, mevcut lezzetlerin kalitesini korumayı ve yeni tatları aynı titizlikle hazırlamayı tercih ediyor. Prunus Cafe’nin asıl hedefi, misafirlerinde “tekrar gelme isteği” uyandırmak. Bu hedefin gerçekleştiği ise sezon boyunca tekrar tekrar gelen konuklarla somutlaşıyor. Kimi misafir sevdiği lezzeti yeniden tatmak için, kimi ise menünün diğer ürünlerini denemek için kapıdan içeri giriyor. Tavsiye ile gelen misafirler ise işletme için ayrı bir anlam taşıyor. “Eski Datça’ya gelip Prunus Cafe’ye uğramadan gidilmez” cümlesinin duyulması, bu emeğin karşılığı olarak görülüyor. Sosyal medya, Prunus Cafe için yalnızca bir tanıtım aracı değil; misafirlerle kurulan iletişimin devam ettiği bir alan. Planlı paylaşımların yanında, anlık ve doğal içeriklerin daha güçlü bir karşılık bulduğu gözlemleniyor. Bu nedenle işletme, profesyonel bir bakış açısını korurken samimiyetten uzaklaşmamayı tercih ediyor. Kurgu yerine gerçek anların paylaşılması, mekânın ruhunu dijital dünyaya da taşıyor. İşletmenin arkasındaki isim Sevil Taşkan, Datça’da kadın girişimci olmanın bir dezavantaj oluşturmadığını vurguluyor. Bölgenin sosyal yapısının kapsayıcı olduğunu belirten Taşkan, Datça’yı ve işletmesini bir yaşam alanı gibi sahiplendiğini, bu sahiplenmenin karşılığını da hem Datça halkından hem de düzenli misafirlerden gördüğünü ifade ediyor. Kimlik ya da cinsiyet üzerinden bir ayrımın hissedilmediği bu ortamda, sürecin doğal bir uyumla ilerlediği dile getiriliyor. Zaman içinde kendi misafir profilini oluşturan Prunus Cafe, beklentileri net, iletişime açık ve damak zevki rafine bir kitleye hitap ediyor. Güler yüzlü bu misafir kitlesi, mekândaki enerjiyi besleyen en önemli unsur olarak öne çıkıyor. İşletme sahipleri için bu karşılıklı mutluluk hâli, başarının da temelini oluşturuyor. Geleceğe dair hedefler ise büyüme rakamlarıyla değil, kurulan bağların güçlenmesiyle tanımlanıyor. Prunus Cafe’nin uzun vadeli hayali; kurabiyesi, bademli muhallebisi, tatlıları ve hoş sohbetiyle hatırlanmak. Ve bu lezzetlerin, Datça’ya yolu düşenler tarafından uzun yıllar boyunca aynı keyifle tadılmaya devam etmesi.

Zayu ile Başlayan Yolculuk: Bir Husky’nin Aileye Kattığı Dinginlik Haber

Zayu ile Başlayan Yolculuk: Bir Husky’nin Aileye Kattığı Dinginlik

Siberian Husky cinsi Zayu’nun hikâyesi, sezgilerle verilen bir kararın bir ailenin yaşamını nasıl dönüştürdüğünü gözler önüne seriyor. Zayu’nun sahibi Gizem Artış, hem sahiplenme sürecini hem de bir Husky ile yaşamaya dair deneyimlerini samimi bir dille anlattı. Artış, Zayu’nun hayatına girişinin, içsel çalışmalar yürüttüğü bir döneme denk geldiğini belirterek, o süreçte okuduğu Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabının kendisinde güçlü bir çağrışım yarattığını ifade etti. Bu başlıktan ilhamla hayatında benzer bir enerji yaratmak istediğini söyleyen Artış, Zayu ve kardeşlerinin yer aldığı bir ilanla karşılaşmasının ardından ailesiyle kısa bir değerlendirme yaparak sahiplenme kararı aldıklarını dile getirdi. Ertesi gün Zayu’nun eve gelmesiyle birlikte yeni bir yolculuğun başladığını söyledi. Bir Siberian Husky ile yaşamanın dışarıdan göründüğü kadar kolay olmadığını vurgulayan Gizem Artış, Zayu’yu bilinçli bir ırk araştırmasından ziyade sezgisel bir yakınlıkla seçtiklerini, bu nedenle karakter özelliklerini zaman içinde tanımaya başladıklarını belirtti. Alışma süreci, karşılıklı konfor alanlarının oluşturulması ve yüksek enerji düzeyine uygun günlük rutinlerin belirlenmesinin zaman aldığını ifade eden Artış, Husky’lerin özgür ruhlu yapısının eğitim sürecinde sabır ve tekrar gerektirdiğini söyledi. Henüz altı aylık olan Zayu’nun karakterini “sürüsüne bağlı, güçlü bir karakter” sözleriyle tanımlayan Artış, onunla birlikte öğrenmeye ve uyumlanmaya devam ettiklerini dile getirdi. Zayu adına açılan sosyal medya sayfasının başlangıçta yalnızca anı biriktirme amacı taşıdığını söyleyen Gizem Artış, Zayu’nun gelişim sürecini yakın çevreleriyle paylaşmak için bu adımı attıklarını ifade etti. Zamanla sayfaya gösterilen ilginin arttığını belirten Artış, özellikle Zayu’nun anlamlı bakışları ve kürk renklerinin takipçilerden olumlu geri dönüşler aldığını söyledi. Zayu’nun hayatında yarattığı en büyük değişimin “anda kalma” duygusu olduğunu vurgulayan Artış, yürüyüşler ve birlikte geçirilen zamanların kendisi için sakinleştirici ve bağ güçlendirici bir etki yarattığını belirtti. Evcil hayvan sahipliğinin ciddi bir sorumluluk olduğunun altını çizen Gizem Artış, herkesin köpek sahiplenmesinin doğru olmayabileceğini, ancak düzen, sınırlar ve sevgiyle kurulan bir ilişkide bunun hayatın en öğretici deneyimlerinden birine dönüşebileceğini ifade etti. Özellikle çocuklu aileler için bu deneyimin büyük kazanımlar sunduğunu belirten Artış, Zayu’nun büyük oğlunun köpek korkusunu aşmasına da katkı sağladığını söyledi. İstanbul gibi kalabalık bir şehirde Husky ile yaşamaya dair de değerlendirmelerde bulunan Artış, site içinde sürdürülen günlük rutinlerin zaman zaman sahil yürüyüşleri ve kısa kafe molalarıyla çeşitlendiğini, Zayu’nun sosyal ve oyun sever yapısıyla çevresine kolayca uyum sağladığını dile getirdi. Geleceğe dair hayalini ise Artış şu sözlerle özetledi: Zayu’nun iyi yönlerinin pekiştiği, karşılıklı anlayışın ve iletişimin her geçen gün güçlendiği bir birlikte yaşam.

Temiz İçerik Odaklı Yerli Kozmetik Markası Heiluna’dan Ekonomi ve İhracat Değerlendirmesi Haber

Temiz İçerik Odaklı Yerli Kozmetik Markası Heiluna’dan Ekonomi ve İhracat Değerlendirmesi

Temiz içerik ve kadın sağlığı odaklı ürünleriyle dikkat çeken yerli kozmetik markası Heiluna, Türkiye ekonomisindeki dalgalanmalar, yerli üretim, fiyat politikaları ve ihracat hedeflerine ilişkin kapsamlı bir değerlendirme paylaştı. Heiluna tarafından yapılan açıklamada, markanın doğuş hikâyesinin; kadınların sade, etkili ve ulaşılabilir ürünlere erişimde yaşadığı zorluklardan ilham aldığı belirtilerek, temiz içerikli ve kullanıcı odaklı ürünler geliştirme hedefiyle yola çıkıldığı ifade edildi. Türkiye ekonomisindeki dalgalı sürecin üretim maliyetlerine etkisine de değinilen açıklamada, yerli üretici partnerlerle çalışmanın önemli bir avantaj sağladığı, ancak hammaddelerin büyük ölçüde dövize endeksli olmasının maliyetleri doğrudan etkilediği vurgulandı. Bu nedenle güçlü planlama ve fiyat-performans dengesinin öncelik haline getirildiği kaydedildi. Üretim süreçlerine ilişkin değerlendirmede ise Heiluna ürünlerinin tamamının Türkiye’de, yerli üretici partnerler aracılığıyla üretildiği; ambalaj, formül geliştirme ve üretim aşamalarının yerli kaynaklarla gerçekleştirildiği aktarıldı. Açıklamada, Türkiye’nin kozmetik alanında küresel rekabette daha güçlü bir konuma ulaşabileceğine olan inanç da dile getirildi. Fiyat politikalarına ilişkin olarak, kalite standartlarından ödün vermeden sürdürülebilir ve erişilebilir fiyatlandırmanın esas alındığı belirtilirken, tüketici güveninin kârdan önce geldiğinin altı çizildi. Dijitalleşmenin marka için temel bir yapı taşı olduğu vurgulanan açıklamada, Heiluna’nın dijitalde doğmuş bir marka olduğu, e-ticaret ve sosyal medya kanallarının hem iletişim hem de satış açısından stratejik rol üstlendiği ifade edildi. Tüketiciden gelen geri bildirimlerin ürün geliştirme süreçlerine doğrudan katkı sağladığı da belirtildi. Tüketicilerin içerik okuma ve bilinçlenme eğiliminin artmasının markanın temel yaklaşımıyla örtüştüğü ifade edilerek, “doğal ve temiz içerik” anlayışının bir pazarlama dili değil, markanın ana omurgası olduğu vurgulandı. İhracat hedeflerine ilişkin paylaşımda ise Heiluna’nın Florida’da şirket kurduğu ve Miami’de ofisinin faaliyete geçtiği bilgisi verildi. Ortadoğu ve Avrupa pazarlarında distribütörlük görüşmelerinin sürdüğü, temiz içerik ve kadın sağlığına odaklı ürünlerin küresel ölçekte ilgi gördüğü aktarıldı. Önümüzdeki beş yıla dair sektör öngörülerinde; sade, etkili ve doğal içerikli ürünlere olan talebin artacağı, dijital dönüşüm, regülasyonlara uyum ve sürdürülebilirliğin sektörü şekillendiren temel unsurlar olacağı ifade edildi. 2026’ya doğru Türkiye ekonomisine dair değerlendirmede ise dijital ihracat ve mikro ihracat modellerinin, özellikle niş kozmetik markaları için önemli fırsatlar sunduğu belirtilerek, doğru iş birlikleri ve planlamalarla bu süreçten güçlenerek çıkılabileceği kaydedildi.

Ünlü İsimlerde Marka Tescil Alarmı: “Türkiye’de Asıl Sorun, Sorun Çıktıktan Sonra Harekete Geçilmesi” Haber

Ünlü İsimlerde Marka Tescil Alarmı: “Türkiye’de Asıl Sorun, Sorun Çıktıktan Sonra Harekete Geçilmesi”

Ünlü İsimlerde Marka Tescil Alarmı: “Türkiye’de Asıl Sorun, Sorun Çıktıktan Sonra Harekete Geçilmesi” Üstün Patent Yönetim Kurulu Başkanı Özlem Arslan Kart, Breaking News’e yaptığı açıklamada, Türk ünlülerinin marka tescili konusundaki bilincinin son yıllarda artsa da hâlâ kritik seviyede eksik olduğunu belirterek uyarıda bulundu. Kart, “Türkiye’de hâkim olan yaklaşım, sorun ortaya çıktıktan sonra çözmeye yönelmek. Oysa marka tescili kriz anında değil, en baştan planlanması gereken bir süreçtir.” dedi.  “Ortadoğu’da ünlü isimlerin başkaları tarafından tescil edilmesi hukuki boşluk değil, takip eksikliği” Kart, Türk oyuncu ve ünlülerin isimlerinin özellikle Ortadoğu ülkelerinde farklı kişiler tarafından hızlıca tescil edilmesinin temel sebebinin “hukuki boşluk” değil, “stratejik takip eksikliği” olduğunu söyledi. “Bazı Ortadoğu ülkelerinde tanınmış marka koruması Avrupa kadar güçlü değil. Popüler Türk oyuncularının isimleri fırsatçılar tarafından ticari fırsat olarak görülüyor. Sorun, gerekli izleme sistemlerinin kullanılmaması.” ifadelerini kullandı. Yurtdışında izinsiz tescil edilen isim nasıl geri alınır? Özlem Arslan Kart’a göre, bir ünlünün ismi yurtdışında izinsiz tescil edildiyse süreç ortalama 8–24 ay sürebiliyor. “İtiraz veya hükümsüzlük davası açılır, ardından ünlünün tanınırlığını ispatlayan tüm medya delilleri sunulur. Başvuru sahibinin kötü niyetinin ispatlanması süreci hızlandırır. Doğru yönetildiğinde isim çoğunlukla geri alınabiliyor.” dedi. “Sadece Türkiye’de tescil artık yetmiyor” Kart, ünlüler için yeni dönemde çok daha geniş bir koruma stratejisinin zorunlu hâle geldiğini vurguladı: “Hedef ülkelerde önceden başvuru yapmak, global marka izleme sistemi kullanmak ve menajerlik sözleşmelerine marka koruma maddeleri eklemek şart. Türk dizilerinin global etkisi nedeniyle bu artık bir seçenek değil; zorunluluk.” diye konuştu. Sadece isim değil, sahne adı ve karakter adları da tescil edilebiliyor Kart, birçok ünlünün hâlâ marka tescilini yalnızca isimden ibaret sandığını belirterek şu bilgileri verdi: “İsim–soyisim, sahne adı, lakap, imza, dizi ve film karakter isimleri, sosyal medya kullanıcı adları ve logolar tamamen tescil edilebilir. Ünlünün ticari kimliğini oluşturan tüm unsurlar marka koruması kapsamına alınabilir.” “Tescil almayan ünlü, kendi adını kullanma hakkını kaybedebilir” Marka tescili olmayan ünlülerin ciddi ekonomik risklerle karşı karşıya olduğunu belirten Kart, şu uyarıda bulundu: “Kendi adını ticarette kullanma hakkını kaybetmekten sahte ürünlerle mücadeleye, itibar kaybından e-ticaret gelir kaybına kadar birçok risk ortaya çıkıyor. Tescil edilmeyen her ad, potansiyel bir kayıp demektir.”  “Menajer ve yapımcılar artık marka koruma ekibinin bir parçası olmalı” Kart’a göre, ünlü isimlerin marka değeri artık kariyer yönetiminin ayrılmaz bir parçası: “Artık yapımcı ve menajerlerin yalnızca projeleri yönetmesi yeterli değil. Ünlünün marka varlığını profesyonel şekilde koruyacak bir ekip kurulması ya da uzman IP ajanslarıyla çalışılması günümüzün gerekliliğidir.” dedi. En çok kötüye kullanım tekstil ve kozmetik sektöründe Türkiye’de ünlü isimlerinin en sık kötüye kullanıldığı sektörleri de sıralayan Kart, “Tekstil, kozmetik–parfüm, aksesuar, takı ve sosyal medya ürünleri en riskli alanlar. Bu sektörlerde fırsatçılık çok hızlı gelişiyor.” açıklamasını yaptı. Kendi markasını kurmak isteyen ünlüler için üç kritik adım Kart, ünlüler için markalaşma sürecinin temel yapı taşlarını şöyle özetledi: “Doğru sınıflarla tescil, uluslararası koruma stratejisinin baştan kurulması ve markanın iş modelinin doğru yapılandırılması… Bu üç adım güçlüyse, marka büyür ve sürdürülebilir olur.” “İzinsiz kullanım sadece tescille engellenemez; çok katmanlı koruma şart” Kart, ünlü isimlerinin parfüm, çorap, çanta, gıda gibi ürünlerde izinsiz kullanılmasını önlemek için yalnızca marka tescilinin yeterli olmadığını vurguladı: “Haksız rekabet hükümleri, kişilik hakkı davaları, alan adı korumaları, sosyal medya marka araçları ve telif hukuku mekanizmaları birlikte kullanılmalı. Gerçek koruma ancak çok katmanlı bir stratejiyle sağlanır.” ifadelerini kullandı.

Op. Dr. Esin Özlem Atmış: “Gerçek güzellik filtrelerde değil, doğallıkta gizli” Haber

Op. Dr. Esin Özlem Atmış: “Gerçek güzellik filtrelerde değil, doğallıkta gizli”

Op. Dr. Esin Özlem Atmış: “Gerçek güzellik filtrelerde değil, doğallıkta gizli” Sosyal medya filtreleri, güzellik algısını kökten değiştiriyor. Uzmanlar, özellikle gençler arasında artan “filtre estetiği” taleplerinin psikolojik ve fizyolojik risklerine dikkat çekiyor. Kulak Burun Boğaz (KBB) Uzmanı Op. Dr. Esin Özlem Atmış, son dönemde sosyal medyanın estetik algısı üzerindeki etkilerini değerlendirdi. “Sosyal medya filtreleri, kişilerin kendi yüz hatlarını farklı bir formda görmesine neden oluyor” diyen Dr. Atmış, bu durumun kişileri sanal ortamda gördükleri idealleştirilmiş yüzleri gerçek hayatta arzulamaya ittiğini belirtti. “Bu istekler zaman zaman doğallıktan uzak, hatta tıbben uygun olmayan taleplerle karşımıza çıkabiliyor. Biz hekimler için en önemli görev, hastayı doğru bilgilendirmek ve sağlıklı sınırları korumaktır.” dedi. “Bazen ‘hayır’ demek de hekimliğin bir parçası” Op. Dr. Atmış, hastaların sağlık açısından risk taşıyan taleplerine karşı tutumunu da açıkça dile getirdi: “Her zaman önceliğim sağlık. Eğer yapılacak işlem hastanın dokularına, nefesine ya da genel sağlığına zarar verecekse bunu net bir şekilde açıklıyorum. Bazen ‘hayır’ demek de hekimliğin en önemli yanıdır.” “Güzellik en doğal ve sağlıklı halimizle barışmamız ile başlar. Yine güzellik oranlarda saklıdır bazen küçük estetik dokunuşlarla bu oranları kazanabilmek mümkündür” Sosyal medyanın özellikle gençler üzerinde olumsuz beden algısı oluşturduğunu belirten Dr. Atmış, ailelerin ve uzmanların burada önemli bir rol üstlenmesi gerektiğini söyledi. “Gerçekçi olmayan güzellik standartları gençleri özgüven sorunlarına itiyor. Oysa estetiğin amacı güzelleştirmek değil, kişinin kendisiyle barışmasını sağlamaktır.” ifadelerini kullandı. Türkiye estetikte referans merkezine dönüştü Türkiye’nin medikal estetikte dünya çapında bir başarıya ulaştığını belirten Atmış, özellikle rinoplasti, yüz germe, dolgu, lazer ve biyorejüvenasyon uygulamalarının büyük ilgi gördüğünü ifade etti. “Artık tek tip yüzler dönemi kapandı. Doğallık, kişiye özel planlama ve sağlıklı yaş alma sürecine destek en önemli trendler arasında.” diye konuştu. ????Op. Dr. Esin Özlem Atmış Acıbadem Fulya Hastanesi / Nişantaşı ???? www.esinozlematmis.com ???? Instagram: @drozklem

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.